Ordan Burdan
2 Ekim 2012 Salı
16 Eylül 2012 Pazar
En çok bize kıymet verenler onlar!
Arjantin'de Alman kurdu cinsi Capitan adlı bir köpek, tam 6 yıldır sahibinin mezarının başında nöbet tutuyor. İlginç hikâye, Miguel Guzman adlı adamın 2005'te köpeği satın alarak oğluna hediye etmesiyle başladı. 2006'da Guzman aniden ölünce Capitan da evden kaçtı. Bütün aramalara rağmen köpeği bulamayan aile, onun yaşlı adamın mezarının başında nöbet tuttuğunu görünce hayrete düştü. Asıl dikkat çekici olan ise Guzman'ın kabrinin yerinin Capitan tarafından içgüdüsel olarak keşfedilmesiydi. Capitan gündüzleri dışarıda dolaşsa bile, geceleri mutlaka sahibinin kabri başında beklemeye devam ediyor.
Ablamda 66 aylıktı.
Bu yıl uygulamada olan 66 aylık çocukların 1.sınıfa gitmesi hakkında bir kaç cümle paylaşmak istiyorum.Bu sabah bir sosyal paylaşım sitesinde aşağıda sizle paylaştım Gülse Birsel'in yazısını okudum.Ablamda 5 yaşında okula başlamıştı.
Annem bazı dönemlerde komşulara yada akraba fertlerine anlatırken şait olurdum."Ferda da 5 yaşında okula gitti ."die anlatırdı.O dönem tabiki böle bir uygulama yok, bahsettiğim olay 90 senesinde yaşanmış.bulunduğumuz mahalledeki bütün 72 aylık arkadaşları gidince bizimkiler ablamı evde tutamaz ağlamalarını dindiremez duruma gelince ,mahalledeki okul müdürüne ricaya giderler.O sene bende yeni doğmuş annemin kucagında okula ablamı kayıt olmaya götürmüşüz.Okul müdürü gülerek " İstersen kusağındaki bebeğide kayıt edelim. "şeklinde bir inceden anneme imada bulunmuş.Neyseki kısa bir dönemliğine okul müdürü gelip gitsin ama kayıt yapamam diyerek anlaşmışlar.Ablam belli bir süre okula gidip gelmiş ve okul müdürü annemi çağırıp senin çocuk diğerlerindne daha çabuk adapte oldu daha hızlı öğreniyor,gel kayıdını yapalım demiş.Erken başlamanın ona bir artısı yada eksisi oldumu net bir durum değildir.Ve ablam eğitimine 5 yaşında başlamış ve bu anlamda zorluk yaşamamış başka bir örnektir
Aslında şu sonuca varmak istiyorum. Pedegoglarımız daha iyi bilirler 5 yaşındaki çocuklarımızın büyük bir oranı eğitim için gelişimini tamamlamış olmadığı bilinmektedir.Gelişimini tamamladığını düşündüğümüz az orandaki çocuklarımız için 66 aylık eğitim uygulanmamalı.Bırakın bir yıl daha oyunlarını doyasıya oynasınlar.Zaten ömürlerinin 20 yılına yakın bir süresini eğitimleri için harcayacaklar.
Gülse Birsel:"66 ay mağduruyum!"
66 ay mağduruyum! - GÜLSE BİRSEL
Öncelikle sayın Başbakan'a şunu belirtmeliyim, bir ihanet veyahut gaflet, dalalet ya da hıyanet içinde değilim. 66 aylık çocukların ilkokula başlamasıyla ilgili çok net, çarpıcı, kişisel, kah gülünç, kah trajik, güldürürken düşündüren bir tecrübem var, onu aktaracağım.
Ben, 66 ayını doldurup okula başlayan bir mağdurum. 70'li yıllarda Türkiye'de durum böyle değ...
Öncelikle sayın Başbakan'a şunu belirtmeliyim, bir ihanet veyahut gaflet, dalalet ya da hıyanet içinde değilim. 66 aylık çocukların ilkokula başlamasıyla ilgili çok net, çarpıcı, kişisel, kah gülünç, kah trajik, güldürürken düşündüren bir tecrübem var, onu aktaracağım.
Ben, 66 ayını doldurup okula başlayan bir mağdurum. 70'li yıllarda Türkiye'de durum böyle değ...
ildi biliyorsunuz. En bilinçli, en kaloriferli ailelerin çocukları en az 72 ayı doldurduktan sonra okula başlardı. Diğerlerininki Allah'a emanet, mecbur kalındığında veya ailenin ne zaman durumu olursa.
Ama işte o kaloriferli ailelerden birinin çocuğu olduğumdan, eş dost, komşular, tutturdu "Bu çocuk üstün zekalı, bir yıl erken okula gönderin," diye. Üstün zekalı mıydım? Hiç sanmam. Kendinden 13 yaş büyük abla ve 15 yaş büyük abiyle, ilgi alaka bolluğunda, "Hadi kızım bir de şu marifetini göster," bolluğunda yaşayan çokbilmişin tekiydim büyük ihtimalle.
OKUYAMIYORUM, YAZAMIYORUM, ANLAMIYORUM!
Ama annemler ikna oldu. Boşu boşuna apartman dairesinde bir yıl daha oturup bebek oynamasın, erkenden okula başlatalım dediler. Çok üstün ve eşi benzeri görülmemiş zekama çok da güvendikleri için, sağ olsunlar, bir de yaz tatilini uzatıp, okullar açıldıktan iki hafta sonra, beni birinci sınıfa kaydettiler.
Dikkatinizi çekerim, 11 Mart doğumlu bir sabi olarak, okulların açıldığı eylül ayında tam tamına 66 ayımı doldururken, eğitim hayatıma başladım.
Allah'ım kabusun büyüğü!
Okuyamıyorum, yazamıyorum, anlamıyorum, berbat! Fişler diyorlar, heceler diyorlar, sanki "Doomo arigato gozaimasu" diyorlar! Sanki ortamda Japonca konuşuluyor ve benden başka bütün sınıf Tokyo doğumlu!
Aylar geçti, ben bir "Bugün bayram," yazamadım arkadaş! Ablam iki saat uğraşıyor: "Bugnü beyrm". Abim üç saat ter döküyor: "Buguni byram"! (2012'ye geldik, hala ailede bayramları "Buguni byram" şakası yapılır!) Babam "Benim üçüncü çocuk acaba aptal mı çıktı" diye darlarda! Ezikliğim had safhada. Bazen aklıma esiyor, derste tahtaya gidip renkli tebeşirlerden resim yapıyorum, öğretmen "Hayırdır, delirdin mi, niye kalktın?" diyor. Bugün bayram'ı bırak, niye yerimde oturmam lazım onu bile anlamıyorum!
Şubat tatili geldi. Ankara'ya, eğitimci olan amcamı ziyarete gittik. Babam dert yandı: "Böyle böyle, yapamıyor, okuyamıyor" diye. Amcam şaşırdı, dedi ki "Yapamaz tabii, niye erkenden okula verdiniz? Daha beş yaşında, hazır değil, oyun oynaması lazım!"
Bunun üzerine, olması gereken yaşta gönderilmek üzere, okuldan alındım.
SANKİ BİRİ, BEYNİMDEKİ BİR ŞALTERİ KALDIRDI!
Sevgili veliler, öğrenciler, değerli okuyucular, şu minimum 72 ay kuralı var ya, onu hangi pedagoglar, hangi eğitimciler çıkarttıysa alınlarından öpmek lazım, bu işi biliyorlar. Yemin ediyorum, mart ayının sonu geldi ve abim yağmurlu ve sıkıcı bir öğle, aylarca "Bugün bayram" yazamayan bana, bir günde bana okuma yazma öğretti! Buharlanmış cama harfleri yazdı, hepsinin ses olduğunu söyledi, "Birleşince kelimeler çıkıyor," dedi ve akşam annemler alışverişten döndüklerinde, söyledikleri her şeyi yazabiliyor, yavaş da olsa gazetede yazılan her şeyi okuyabiliyordum. Çok tuhaf, ama sanki zamanı geldi ve biri beynimdeki bir şalteri kaldırdı!
Ertesi eylülde, yani artık 78 aylıkken, altı yaşını bitirmiş halimle birinci sınıfa başladığım gün, okula çantamda kitapla gittim, sıkılmayayım diye! İlkokul süresince hep sınıf birincilerinden oldum, sonraki aşamalarda da eğitimle ilgili hiçbir problemim olmadı. Belki şimdiki çocuklar çok bi harikadır. Belki de ben azıcık gerzektim. Ama ilkokula altı yaşını doldurup gitmek, inanın hayatımda hiçbir kayba sebep olmadı.
BİR YIL DAHA OYNASIN, HAYAL KURSUN!
66 ay mı, bir yıl sonra mı tartışması benim için kişisel olarak denenmiş, sonuçları görülmüş bir hikayedir.
Hayatımda kendimi başarısız, aptal ve ezik hissettiğim tek dönemdir o 66 aylıkken yaşadığım dört ay! Devam etseydim ne olurdu? Bilmem. Belki hep başarısız bir öğrenci olarak hayat boyu topal sakat yürüyecektim. Belki okulun ikinci dönemi kendime gelip açığı kapatmaya çalışacaktım.
Ama bir yıl sonra, altı yaşında başladım okula, ne kaybettim? Bence hiç.
Göndermeyin arkadaş! Bir sene daha oynasın, hayal kursun, resim yapsın! Gidip zorlanacağına, daralacağına, kendini başarısız, salak, ezik hissedeceğine, bir yıl sonra gidiversin.
En kötü, benimki gibi bir hayatı olur işte!
Ama işte o kaloriferli ailelerden birinin çocuğu olduğumdan, eş dost, komşular, tutturdu "Bu çocuk üstün zekalı, bir yıl erken okula gönderin," diye. Üstün zekalı mıydım? Hiç sanmam. Kendinden 13 yaş büyük abla ve 15 yaş büyük abiyle, ilgi alaka bolluğunda, "Hadi kızım bir de şu marifetini göster," bolluğunda yaşayan çokbilmişin tekiydim büyük ihtimalle.
OKUYAMIYORUM, YAZAMIYORUM, ANLAMIYORUM!
Ama annemler ikna oldu. Boşu boşuna apartman dairesinde bir yıl daha oturup bebek oynamasın, erkenden okula başlatalım dediler. Çok üstün ve eşi benzeri görülmemiş zekama çok da güvendikleri için, sağ olsunlar, bir de yaz tatilini uzatıp, okullar açıldıktan iki hafta sonra, beni birinci sınıfa kaydettiler.
Dikkatinizi çekerim, 11 Mart doğumlu bir sabi olarak, okulların açıldığı eylül ayında tam tamına 66 ayımı doldururken, eğitim hayatıma başladım.
Allah'ım kabusun büyüğü!
Okuyamıyorum, yazamıyorum, anlamıyorum, berbat! Fişler diyorlar, heceler diyorlar, sanki "Doomo arigato gozaimasu" diyorlar! Sanki ortamda Japonca konuşuluyor ve benden başka bütün sınıf Tokyo doğumlu!
Aylar geçti, ben bir "Bugün bayram," yazamadım arkadaş! Ablam iki saat uğraşıyor: "Bugnü beyrm". Abim üç saat ter döküyor: "Buguni byram"! (2012'ye geldik, hala ailede bayramları "Buguni byram" şakası yapılır!) Babam "Benim üçüncü çocuk acaba aptal mı çıktı" diye darlarda! Ezikliğim had safhada. Bazen aklıma esiyor, derste tahtaya gidip renkli tebeşirlerden resim yapıyorum, öğretmen "Hayırdır, delirdin mi, niye kalktın?" diyor. Bugün bayram'ı bırak, niye yerimde oturmam lazım onu bile anlamıyorum!
Şubat tatili geldi. Ankara'ya, eğitimci olan amcamı ziyarete gittik. Babam dert yandı: "Böyle böyle, yapamıyor, okuyamıyor" diye. Amcam şaşırdı, dedi ki "Yapamaz tabii, niye erkenden okula verdiniz? Daha beş yaşında, hazır değil, oyun oynaması lazım!"
Bunun üzerine, olması gereken yaşta gönderilmek üzere, okuldan alındım.
SANKİ BİRİ, BEYNİMDEKİ BİR ŞALTERİ KALDIRDI!
Sevgili veliler, öğrenciler, değerli okuyucular, şu minimum 72 ay kuralı var ya, onu hangi pedagoglar, hangi eğitimciler çıkarttıysa alınlarından öpmek lazım, bu işi biliyorlar. Yemin ediyorum, mart ayının sonu geldi ve abim yağmurlu ve sıkıcı bir öğle, aylarca "Bugün bayram" yazamayan bana, bir günde bana okuma yazma öğretti! Buharlanmış cama harfleri yazdı, hepsinin ses olduğunu söyledi, "Birleşince kelimeler çıkıyor," dedi ve akşam annemler alışverişten döndüklerinde, söyledikleri her şeyi yazabiliyor, yavaş da olsa gazetede yazılan her şeyi okuyabiliyordum. Çok tuhaf, ama sanki zamanı geldi ve biri beynimdeki bir şalteri kaldırdı!
Ertesi eylülde, yani artık 78 aylıkken, altı yaşını bitirmiş halimle birinci sınıfa başladığım gün, okula çantamda kitapla gittim, sıkılmayayım diye! İlkokul süresince hep sınıf birincilerinden oldum, sonraki aşamalarda da eğitimle ilgili hiçbir problemim olmadı. Belki şimdiki çocuklar çok bi harikadır. Belki de ben azıcık gerzektim. Ama ilkokula altı yaşını doldurup gitmek, inanın hayatımda hiçbir kayba sebep olmadı.
BİR YIL DAHA OYNASIN, HAYAL KURSUN!
66 ay mı, bir yıl sonra mı tartışması benim için kişisel olarak denenmiş, sonuçları görülmüş bir hikayedir.
Hayatımda kendimi başarısız, aptal ve ezik hissettiğim tek dönemdir o 66 aylıkken yaşadığım dört ay! Devam etseydim ne olurdu? Bilmem. Belki hep başarısız bir öğrenci olarak hayat boyu topal sakat yürüyecektim. Belki okulun ikinci dönemi kendime gelip açığı kapatmaya çalışacaktım.
Ama bir yıl sonra, altı yaşında başladım okula, ne kaybettim? Bence hiç.
Göndermeyin arkadaş! Bir sene daha oynasın, hayal kursun, resim yapsın! Gidip zorlanacağına, daralacağına, kendini başarısız, salak, ezik hissedeceğine, bir yıl sonra gidiversin.
En kötü, benimki gibi bir hayatı olur işte!
14 Eylül 2012 Cuma
Haftasonu geldi !
Birçok çalışan ve öğrenciler Pazartesi gününden pek hoşlanmaz,Cuma gününü iple çekerler.Beklenen gün geldi.Ailecek veya arkadaş gruplarınızla bu haftasonu ne yapabiliriz diyenler için bir kaç ufak araştırma yapıp sizlerle paylaşmak istedim.Buyrun farklı mekan ve aktiviteler...
KONSERLER
Ebru Gündeş
Ebru Gündeş, 15 Eylül akşamı Turkcell Kuruçeşme Arena’da olacak
| 15.09.2012 21:00 |
| Turkcell Kuruçeşme Arena Muallim Naci Cad. No:60 ORTAKÖY / BEŞİKTAŞ / İstanbul |
| İstanbul / Ortaköy |
| 0 212 259 05 84 |
| 1. Kategori - 110.00 TL (Sahne Önü Sandalye) TÜKENDİ 2. Kategori - 99.00 TL (Tribün) 3. Katego 4. Kategori - 66.00 TL (Tribün) 5. Kategori - 56.00 TL (Tribün)
Levent Yüksel
|
Yaşar
| 15.09.2012 22.00 |
| İstiklal Cad. Balo Sok. No: 22 |
| İstanbul / Beyoğlu |
| VIP - 90.00 TL Normal - 45.00 TL |
| Yeni Türkü & Fettah Can 16.09.2012 21.30 |
| İzmir / Çeşme |
| 1. Kategori - 78.00 TL 2. Kategori - 67.00 TL 3. Kategori - 56.00 TL 4. Kategori - 34.00 TL |
MEKANLAR
Aşk Kahve
Nezaman gidelim?:akşam yemeği, geç, happy hour, kahvaltı / brunch, öğle yemeği
Kim kime gidelim?:aile, erkek erkeğe, grupça, iş yemeği, kız kıza, sevgiliyle başbaşa, yaş günü
Ne içelim?:alkolsüz, bira & şarap & alkolsüz
Nasıl bir yerde?:deniz kenarı, lig tv, manzara, paket servis, teras / balkon
COFFE REPUBLİC
İngilizlere kahveyi sevdiren marka olarak bilinen Coffee Republic, artık Türkiye´de. En lezzetli kahvelerin yanı sıra ev yapımı yemekleri ile de lezzet düşkünlerinin ilk adresi olacak Coffee Republic´in ilk şubesi Bağdat Caddesi´nde açılmıştı. Zincirin ikinci şubesi ise 14 Kasım´da, yazar Ayşe Kulin´in katıldığı Okuma Günü etkinliği ile Nişantaşı´nda açıldı.
HARBİYE mah. ATİYE SOKAK NO: 8 34381 NİŞANTAŞI ŞİŞLİ İSTANBUL 0 212 261 68 40
12 Eylül 2012 Çarşamba
2012/2013 eğitim ve öğretim yılı
Çok Yakında...!!!
Uzun süredir AKP ve CHP parti başkanları arasında sürtüşmelere ve gerginliklere sebep olan malum 4+4+4 eğitim sistemi.Birazda bu sistem hakkında ben fikirlerimi beyan etmek istedim.Eğitimi geliştirmek daha verimli hale getirmek adına altında devletimiz belli adımlar attı ve çok kısa sürede bizlere 4+4+4 sistemini benimsettiler.Birçok veli ufak miniklerini mecburi olarak hafta başında okula göndermek durumunda kaldı.Öle yada böle minikler sınıflarına girip ,sıralara oturdular.Ama beklediğini bulan velilerde vardı beklediğini bulamayan velilerde.Bırakın Doğu Anadolu,İç Anadolulu bölgesinin illerini ,İstanbulda ki bir çok okul bile henüz 66 aylık öğrenciler için eğitime hazır değildi.Lavobalar yüksek,sıralar yüksek sınıflar 70 kişilik 2 grup halinde ve sınıflarda iki öğretmen eğitim vericke şekilde başladık 2012/2013 eğitim ve öğretim yılına...Aslında çokta söze gerek yok .Herşey göründüğü gibi.
Uzun süredir AKP ve CHP parti başkanları arasında sürtüşmelere ve gerginliklere sebep olan malum 4+4+4 eğitim sistemi.Birazda bu sistem hakkında ben fikirlerimi beyan etmek istedim.Eğitimi geliştirmek daha verimli hale getirmek adına altında devletimiz belli adımlar attı ve çok kısa sürede bizlere 4+4+4 sistemini benimsettiler.Birçok veli ufak miniklerini mecburi olarak hafta başında okula göndermek durumunda kaldı.Öle yada böle minikler sınıflarına girip ,sıralara oturdular.Ama beklediğini bulan velilerde vardı beklediğini bulamayan velilerde.Bırakın Doğu Anadolu,İç Anadolulu bölgesinin illerini ,İstanbulda ki bir çok okul bile henüz 66 aylık öğrenciler için eğitime hazır değildi.Lavobalar yüksek,sıralar yüksek sınıflar 70 kişilik 2 grup halinde ve sınıflarda iki öğretmen eğitim vericke şekilde başladık 2012/2013 eğitim ve öğretim yılına...Aslında çokta söze gerek yok .Herşey göründüğü gibi.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)













